Ara

Londra Merkezinde Bir 'Lale' Yükselecek

Londra, doğadan ilham alan tomurcuk formuyla Türkçede lale anlamına gelen ‘The Tulip’ adındaki gökdeleni konuşuyor. Foster + Partners Mimarlık ve Safra Group, 305 metre yüksekliğindeki gökdelen için Londra Belediyesi'ne başvurdu. Başvuru kabul edilirse yapının 2025’te tamamlanması hedefleniyor.


Foster Mimarlık Ofisi tarafından detayları açıklanan gökdelen, yine aynı tasarım ekibinin en önemli yapılarından olan ve 'The Gherkin' olarak da bilinen '30 St Mary Axe' binasının yanında yer alacak. Lale formundaki tasarımın gövdesinde beton, tomurcuk bölümünde ise cam malzeme kullanılıyor. Binanın tepesinde yer alan tomurcuk şeklinde cam kafes, 130 metre yüksekliğinde ve kullanıcılara farklı seyir deneyimleri sunuyor.



Bina sadece biçimsel olarak değil, işlevsel olarak da bölgedeki yapılar arasında fark yaratmayı hedefliyor. 2000'li yılların başından bu yana Londra silüetine eklenen yapılar, şehrin küresel bir finans merkezi olmasını yansıtıyordu. Yeni binanın ise; Londralılar ve turistler için bir sanat, kültür ve eğitim alanı olması hedefleniyor.


Gökyüzü Sınıfları

Gökdelenin en üstünde yer alan ve bina sahipleri tarafından işletilen eğitim tesisi, programın en önemli özelliklerinden biri. Sınıfların, 20.000 devlet okulu öğrencisi tarafından ücretsiz olarak kullanılması planlanıyor. Böylece öğrencilerin, Londra'nın tarihi siluetini ve dinamizmini 300 metre yükseklikten gözlemleyerek öğrenmesi amaçlanıyor.



Benzersiz ziyaretçi deneyimleri

Lale formundaki yapının üstündeki şeffaf katlar, Londra'yı seyretmek isteyen ziyaretçilere farklı deneyimler sunuyor. Mimarların deneyim tasarımında 360 derecelik manzaraya hakim restoran ve barlar, cephede yürümeyi sağlayan gökyüzü galerileri ve heyecan veren cephe asansörler yer alıyor. Ziyaretçilere ayrıca Londra'nın tarihi hakkında uzman rehberler, özel sunum materyalleriyle eşlik edecek.

Londra'nın Sürdürülebilirlik Hedeflerine Katkı

Yapının doğa kaynaklı lale formu, karbon bina ayak izinin ve kaynak kullanımının minimum düzeyde olmasını yansıtıyor. Tasarımda seyir cephesinde enerji tüketimini azaltan yüksek performanslı cam ve optimize edilmiş bina sistemleri kullanılıyor. Entegre güneş enerjisi panellerinin enerji üretirken ısıtma ve soğutmanın çevreci teknolojiler ile sağlanması planlanıyor.



Önemli ekonomik ve sosyal faydalar İki kardeş yapı olarak tanımlayabileceğimiz 'Tulip' ve 'The Gherkin' haftada yedi gün, gündüz ve akşam saatlerinde Londra şehir hayatına hareket getirecek. Mevcut durumda, iş merkezi olan 'The Gherkin' ile giriş katlarında bağlantı kuran yeni yapı, iş saatleri dışında da bölgedeki ekonomik ve sosyal hareketin devamını sağlayacak.


Tulip binası, iş yaşamının ihtiyaç duyduğu kültür, eğitim, iş ve teknoloji etkinliklerine ev sahipliği yapmak için uygun mekanların yanı sıra, alışveriş ve yemek alanları ve parklar sunuyor.



Foster + Partners Mimarlık Ofisi'nin Kurucusu ve İcra Kurulu Başkanı Norman Foster , bina için “30 St Mary Axen'in öncü tasarımını sürdüren Tulip, ilerici bir şehir olan Londra'nın ileri görüşlü ruhuna sahiptir. Londra'nın gelecek nesilleri için eşsiz eğitim kaynakları ve sosyal bir dönüm noktası olarak ziyaretçilere önemli faydalar sunmaktadır. ” yorumunu yaptı.

Jacob J. Safra ise bina şunları söyledi: "Dünya çapındaki ziyaretçi ilgisini Londra'ya çeken olağanüstü Foster + Partners yeteneğinden faydalanmaktan mutluluk duyuyoruz. Lale'nin zarafeti ve yumuşak gücü ikonik Gherkin'i tamamlıyor. Londra'nın küresel bir şehir olarak rolüne güveniyoruz ve okuldaki öğrencilere Londra'nın tarihini ve dinamizmini takdir etmek için gökyüzüne en son teknoloji ürünü bir sınıf sunmaktan gurur duyuyoruz. ”

The Tulip projesiyle ilgili gelişmeler ve detaylı bilgi için projenin mimarlık ofisi Foster + Partners'ın web sitesini ziyaret edebilirsiniz.