Ara

Türkiye’de Tarihi Yapı Onarımlarında Uygulanan Müdahalelerin Değerlendirilmesi

Güncelleme tarihi: 8 Eki 2018

Uluslararası sözleşme ve tüzüklerde tanımlanan koruma ilkeleri arasında ilk temel ilke, özgün malzemeyi en az müdahale ile korumaktır. Bu kapsamda, özgün malzemeye gere-kenden fazla müdahale yapılmamalı, müdahaleler geridönüşebilir olmalıdır.



Tarihi yapı malzemelerini korumaya yönelik alınacak ilk müdahale, nemi kontrol altına almaktır. Tarihi yapılarda gözlenen bozulmaların temel kaynağını nem teşkil etmektedir.


Nemin kontrol altına alındığı koşullarda malzemelerde gözlenen bozulmalar yavaş ilerlemektedir. Yapıyı nemden kurtaracak çatı onarımı, çatlakların onarımı, çevre drenajı gibi çalışmalar özgün malzemeleri korumada alınacak ilk ve en önemli koruma önlemleridir.


Nem kaynaklarını tespit etmek ve bunları kontrol altına almak uzmanlığı ve sistematik bir araştırmayı gerektirir. Bu ilk önlemleri, yapı bütününde ve bu bütünü oluşturan malzemelerde gözlenen ve bozulmayı hızlandırdığı tespit edilen bitki oluşumları, çözünen tuzlar gibi zararlı ürünlerin temizliği, sağlamlaştırma, yüzey koruma ve bakım çalışmaları izler. Bu müdahalerden temizlik, sağlamlaştırma ve yüzey koruma her koşulda yapılması zorunlu olan ve belirli bir sırayı takip etmesi gereken müdahaleler değildir.



Temizlik çalışmaları sadece estetik gerekçelere dayanılarak yapılmamalıdır. Temizlik, eğer malzemelerin bozulma sorunlarını azaltıp onların daha iyi korunmasını sağlayacaksa yapılması gereken bir müdahale türüdür ve her temizlik çalışması özgün malzemeden kayıplara yol açmaktadır.


Temizleme yöntemleri; temizlenecek ürünün cinsi, malzeme ile olan ilişkisi, malzemenin fiziksel koşullarının tesbitinden sonra seçilebilir. Seçilecek temizleme metotları, çevreye zarar vermeyen, malzeme kayıplarını artırmayan ve zararlı yan ürünler üretmeyen metotlar olmak zorundadır. Bazı durumlarda temizlik işleminden önce temizlenecek malzemenin veya komşu malzemelerinin sağlamlaştırılması, duvarlarda gözlenen derz boşluklarının ve çatlakların doldurulması gerekir.

Sağlamlaştırıcı ve yüzey koruyucu malzemeler inorganik ve organik olarak ayrılmakla birlikte kendi içinde çok farklı bileşime ve özelliklere sahip birçok ürünü içermektedir. Müdahalelerde kullanılan ürünler özgün malzeme ile uyumlu olmalı ve gelecekte yapılacak müdahalelere olanak veren malzemeler olmalıdır.



Koruyucu, bağlayıcı ve sağlamlaştırıcı malzemeler kullanılmadan önce bileşimleri, özellikleri, bozulmaları ve malzeme üzerindeki koruyuculuğu üzerine yapılmış çalışmalar ve gözlenen sonuçları mutlaka irdelenmelidir. Bu irdeleme de o malzemelerin kullanımı için yeterli değildir. Sağlamlaştırılacak malzemenin sahip olduğu sorunlara cevap verip vere-meyeceği ve uzun süreli etkileri de mutlaka laboratuvar koşullarında ve alanda test edilmelidir.


Türkiye’de tarihi yapılarda gerçekleştirilen müdahaleler yukarıda özet olarak vermeye çalıştığımız yaklaşım doğrultusunda yapılmamaktadır. Koruma çalışmalarında “Eski Eser Birim Fiyat Tarifeleri” ismi ile bilinen şartname esas alınmaktadır. Bu şartnamede müdahale biçimleri tanımlanmakta ve bunun karşılığı olan birim fiyatlar verilmektedir. Anılan şartnamede belirtilen işlemler, özgün malzemelerin korunmasından çok onların yenilenmesine yöneliktir ve çağdaş korumanın ilkelerine uygun değildir. Bu işlemlerden bazı örnekler aşağıda verilmiştir.