Ara

Türkiye’de Tarihi Yapılarda Malzeme Koruma Sorunları

En son güncellendiği tarih: 1 Eki 2018



Ülkemizde yerli ve yabancı bilim adamları tarafından yürütülen kazılarda tahribatsız test metotları yeterince kullanılmamakta bunun yerine eserlerin açığa çıkartılarak değerlendirilmesi tercih edilmektedir. Açığa çıkartılan bu eserlere koruma müdahaleleri ve bakım çalışmaları ya hiç yapılmamakta ya da yapılanlar çok yetersiz kalmaktadır.

Koruma alanında çalışan uzmanların (arkeolog, mimar, sanat tarihçisi, v.b) büyük bir çoğunluğu malzeme korumaya yönelik eğitim almamıştır. Bu nedenle, kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan buluntulara sağlıklı koruma müdahaleleri yapılmamaktadır. Bunun sonucunda, buluntular toprak altında bulunduğundan çok daha hızlı bir bozulma sürecine girmektedir.

Avrupa Arkeolojik Mirasının Korunması Sözleşmesi, aynı zamanda arkeolojik mirasın korunmasının, yalnız doğrudan ilgili devletin değil tüm Avrupa ülkelerinin sorumluluğu olduğunu; amacın, bozulma riskinin azaltılması ve korumanın, uzman değişimi ve deneyimlerin kıyaslanması ile teşvik edilmesi gerektiğini de ileri sürmektedir. Ülkemizde birçok yabancı kazı mevcuttur. Aynı zamanda Avrupa’nın ortak mirası olarak değerlendirilen bu kazılarda yürütülen koruma çalışmaları sorgulanmalı ve sözleşme koşullarının yerine getirilip getirilmediği denetlenmelidir.

Ülkemizde arkeolojik alanlarda koruma çalışmalarını yapacak kişiler yetiştirilmemiş, koruma çalışmalarını denetleyecek kuruluşlar oluşturulmamış ve koruma çalışmaları için gerekli parasal kaynaklar sağlanamamıştır. Bu eksiklik, kazı sonucu ortaya çıkan eserlerin bozulma sürecini hızlandırmaktadır.

Bu sözleşmenin, bilimsel incelemeler için bir araç olarak arkeolojik mirası korumak amacına, ülkemizde bilimsel koruma müdahaleleri olmadan ulaşılmaya çalışılmaktadır.

Türkiyenin onaylamış olduğu “Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi”, Avrupa Konseyi’ne üye olan ülkelerdeki mimari mirasın aynı zamanda Avrupa’nın ortak mirası olduğunu kabul etmektedir. Sözleşme maddeleri arasında tarihi yapıların özgün malzemelerinin korunmasına yönelik 8. maddede, her bir tarafın, mimari mirasın fiziksel açıdan bozulma tehlikesini sınırlamak amacıyla;

• Çevre kirliliğini ve bunun zararlı etkilerini saptayıp analizler yapmayı ve bu zararlı etkileri azaltmaya veya yoketmeye yönelik yolları tayin etmek için bilimsel araştırmaları desteklemeyi,

• Mimari mirasın korunması sırasında, çevre kirliliğine karşı alınacak önlemlerden doğabilecek özel nitelikli sorunları gözönünde bulundurma sorumluluğunu taahhüt etmesi gerektiği belirtilmektedir.

Korunacak özgün malzemenin bozulma sorunları doğrultusunda korumaya yönelik alınacak önlemler, bilimsel çalışmaların sonucunda ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde özgün malzemenin korunmasına yönelik yapılan müdahaleler, bu süreç sonunda belirlenmiş müdahaleler değildir. Bu nedenle, sözleşmenin 8. maddesi ülkemizdeki uygulamalarda hiç bir şekilde göz önüne alınmayan ve çoğu kez çevre kirliliğinin etkisinin ne olduğunun bile bilinmediği bir madde olarak kalmaktadır.