Ara

Jeotekstillerin Uygulama Alanları

En son güncellendiği tarih: 1 Eki 2018



Jeotekstillerin; Jeosentetik Araştırma Enstitütüsü (The Geosynthetic Research Institute, GRI) tarafından belirtilen en az 80 spesifik uygulama alanı bulunmaktadır. İnşaat mühendisliğinde, toprak içerisinde veya toprakla temas halinde kullanılan membranlar, “jeosentetikler” olarak adlandırılmaktadır. Bu terim, jeotekstilleri, plastik ızgaraları ve ge-çirgen olmayan membranları kapsamaktadır.

Jeosentetiklerin içinde en önemlilerinin, jeotekstiller olduğu kabul edilmektedir. Jeotekstiller, sonsuz veya kesik lifler şeklinde veya dokuma, örme ve non-woven kumaşlar şeklinde olabilmektedir.

Kullanım amacına göre, jeotekstillerin en önemli performans özellikleri çekme, yırtılma, delinme dayanımı, su, hava, yatay su geçirgenliği, ısı yalıtımı, v.b. özelliklerdir ve bu özellikler malzemenin gözenek boyutu, kalınlık, gramajıyla da ilgilidir.


Jeotekstiller, ayırma, filtrasyon, drenaj, takviye, erozyon kontrolü ve koruma amaçlı kullanılmakta olup, sınırsız uygulama alanına sahiptirler. Jeotekstillerin uygulama alanları; yol inşaatları (kalıcı ve geçici yollar, yol genişletme, asfalt yenileme), park alanları, hava alanları, demiryolları, bina inşaatları, temeller, taban betonları, teras çatılar, zemin uygulamaları, depolama alanları, spor sahaları, hidrolik yapılar, kıyı koruma yapıları, barajlar, liman inşaatları, suni göletler, çöp ve atık depolama alanları drenaj ve filtrasyon sistemleri olarak sıralanabilir.



Jeotekstillerin sağladığı mekaniksel özellikler mukavemet, takviyelendirme, ve elastikayettir. Ürünün mukavemetli olması yüksek mukavemetli lif kullanımı yanında tekstil yüzeyinin üretim teknolojilerine ve doku yapısıyla da yakından ilgilidir.

Jeotekstillerin dokunmuş, ısıyla birleştirilmiş, iğneleme ile sabitlenmiş, örme ve doğrudan toprak karıştırılmış elyaflar olmak üzere beş temel tipi vardır. Non-woven malzemenin en önemli avantajı dokuma malzemeye göre daha homojen yapıda olması ve böylece her bölgesinin filtrasyon amaçlı kullanılabilmesidir. Dokuma malzemede ise iplikler akışı engellemektedir. Çoğunlukla iğnelenmiş dokusuz yüzeyleri kapsayan dokusuz jeotekstiler ve yol boyunca yeraltı drenaj yüzeylerinde, nehir yataklarında, hava alanlarının ve atletizim sahalarının altında kullanılmaktadır. Aynı zamanda kanalizasyonların alt yüzeyinde, arazi ayırımında, sürekli erozyon kontrolünde ve arazi doldurmada jeomembran kaplama malzemesi olarak da uygulanmaktadır.




Dokuma jeotekstiller; monofilamentler, multifilament-ler ve yarılmış filmlerden üretilir. Yarılmış filmden dokuma jeotekstiller, su geçirmeyen bu film tabakalarının kesilip da-ha sonra elde edilen bantların dokunmasıyla elde edilmek-tedir. Bu kumaşlar en ucuz dokuma kumaşlardır ve genellikle yol stabilizasyonu ve ayırmasında uygulanmaktadır. Multifilament kumaşlar ince ve kesiksiz filamentlerin bir araya getirilip bükülmesiyle elde edilir. Bu jeotekstillerin özel bir kullanım alanı olup, genellikle takviye gerektiren yerlerde kullanılmaktadırlar8. Toprak dolgularında, uzun dönemli performanslarını devam ettirmek zorunluluğu olan yerlerde jeotekstillerin ayırma amacıyla kullanımıyla stabil bir koruma sağlanabilirken, aynı zamanda dik kenarlı demiryollarının, yolların ve setlerin inşasına çevreyi de koruyarak olanak vermektedir.




Jeotekstil kompozitleri; dayanım ve elastikiyet özelliğiyle yol ve tünel yapımlarında, kıyıları sağlamlaştırma amacı gibi çok farklı uygulamalar için kullanılmaktadır. Jeotekstillerin drenaj amacıyla kullanımına bu malze-menin uzun yıllar gömülü kaldığında bozunmaması, veya zehirli atık siteleri için biyolojik ve kimyasallara karşı per-formans karakteristiklerini koruyabilme özellikleri olanak vermektedir. Aynı zamanda yoğun ve yüksek gözenekli tekstil yüzeylerine sahip jeotekstiller ortamdan yüksek miktarlarda su transfer ederek (dokuya dik veya paralel olmak üzere iki yönde) toprağın su ile birlikte gitmesini en-gellemekte ve yapının stabil kalmasını sağlamaktadır. Bu özellik filtrasyon ve drenaj kontrolünde önemli bir özelliktir.




Jeotekstillerin hammaddeleri poliolefin, polyester, poliamid ve polivinilklorür olmak üzere dört ana polimer sınıfından oluşur. Poliolefin de kendi içinde polipropilen ve polietilen olarak ikiye ayrılır. Poliolefin en düşük termal iletkenliğe, en düşük özgül ağırlığa sahip sentetik iptir. Fiziksel ve kimyasal dayanıklılığın ve boyutsal stabilitenin önem taşıdığı orta ve uzun süreli uygulamaların birçoğunda sentetik lifler tercih edilmektedir. Jeotekstillerin fonksiyonlarını sınırlı bir süre yerine getirmelerinin beklendiği uygulamalarda da keten, pamuk, jüt, sisal v.b. doğal lifler kullanılmaktadır. En uygun bitkisel lifler arasında, keten, kenevir, jüt, sisal, abaka (yaprak) ve hindistan cevizi lifini (çekirdek, meyve) sayabiliriz. Bu lifler toprak desteklenmesi için kullanılan sentetik jeotekstillerin orta sınıfına göre çok iyi özelliklere sahiptir.



Kumaş ömürlerinin kısa süreli olması istenen yerlerde, çalışma ömürlerini tamamladıklarında biyolojik olarak parçalanabildikleri için tercih edilirler.

Jeotekstil alanında polipropilen elyafları, düşük maliyet, düşük özgül ağırlıkları ve mukavemet özellikleri nedeniyle, en önemli hammadde niteliğini taşır. Ancak, yüksek mukavemet gerektiğinde polyester kullanımı da kaçınılmazdır. Maliyete karşı performans dengesinde polyester günümüzün en uygun hammaddesidir. Poliproplen ve polietilen ise, kimyasal açıdan en dirençli hammaddelerdir. Sentetik jeotekstillerin başarısının doğal lişerden yapılmış olanlara göre daha iyi olmalarından değil, üretim kapasitesinin fazlası-na sahip olmalarından ve bunların üretimleri, özellikleri ve uygulamaları üzerine çok fazla araştırma ve geliştirme çalışması yapılmış olmasından ileri gelmektedir.